Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve ekibinin suya yaptığı zam, sadece faturaları kabartmamış; dar gelirlinin sofrasındaki ekmeği, evindeki huzuru da hedef almıştır.
Su, lüks değildir. Su, hayatın ta kendisidir.
Böylesine temel bir ihtiyaca yapılan zam, hele ki ekonomik şartların bu kadar ağırlaştığı bir dönemde, ne sosyal belediyecilikle ne de vicdanla izah edilebilir.
Bu noktada Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın çıkışı, siyasetin olması gereken yerini bir kez daha göstermiştir.
Başkan Oktay Yılmaz, Büyükşehir’in bu haksız kararını sert bir dille eleştirirken, eleştiride kalmamış; çözümün, merhametin ve sorumluluğun tarafında durmuştur.
Yıldırım Belediyesi sınırları içerisinde yaşayan, maddi durumu iyi olmayan vatandaşların su borçlarının bir kısmına belediye olarak destek vereceklerini açıklaması, gerçek belediyeciliğin somut bir örneğidir.
Bugün halkın beklentisi; makamdan konuşanlar değil, halkın yükünü hafifletenlerdir. Koltuktan ahkâm kesmek kolaydır; zor olan, fakir fukaranın derdiyle dertlenmektir.
Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın yaptığı tam olarak budur. Bu tavır, “ben yaptım oldu” anlayışına karşı, “insan odaklı yönetim” anlayışının net bir duruşudur.
Unutulmamalıdır ki belediyeler zam yapmak için değil, hizmet etmek için vardır. Sosyal adalet, sadece kürsülerde dile getirilen bir süs cümlesi değil; icraatla, fedakârlıkla ve cesaretle hayata geçirilmesi gereken bir ilkedir.
Yıldırım Belediyesi’nin attığı bu adım, dar gelirlinin yalnız olmadığını göstermiş, umut olmuştur.
Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir:
Suya zam yapmak kolay, halkın yükünü omuzlamak zordur.
Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz zor olanı seçmiştir. Gayretli, sebatkâr ve halktan yana duruşu takdire şayandır.
Keşke Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve ekibi su faturalarına değil, vicdanına bakarak karar alsaydı.
Esenkalın,Hoşçakalın,Dostçakalın