Bir bayrak düşünün... Rengi, bir ressamın paletinden değil, bu topraklar için toprağa düşenlerin al kanından süzülmüş. Beyazı, gökyüzündeki ay ve yıldızın bir gece yarısı o kan gölüne düşen sessiz yansıması...
Ona saldıranlar, onun sadece bir kumaş olduğunu sanırlar. Bilmezler ki o kumaşın her bir lifinde bir annenin duası, bir yetimin hakkı ve bir kahramanın son vasiyeti gizlidir. Bayrağa uzanan el, sadece bir nesneye değil; bir milletin namusuna, özgürlüğüne ve varoluş sancısına uzanmıştır.
O Sadece Bir Sembol Değildir
Bir bayrağı yırtmak ya da yere düşürmek, onu yok etmez. Çünkü Türk bayrağı, sadece bir direğin ucunda dalgalanmaz; o, bu vatanı seven her bir ferdin göğüs kafesinde, kalp atışıyla beraber dalgalanır. Siz onu ellerinizle kirletebilirsiniz ama ruhlardaki asaletine dokunamazsınız.
Şehidin örtüsüdür o: Son yolculuğunda ona sarılır, huzur bulur.
Gelinlerin duvağıdır o: En mutlu gününde namusunu temsil eder.
Yetimin tesellisidir o: Babasından kalan en kutsal mirastır.
Sarsılmaz Bir İrade
Ona saldıranların anlamadığı şudur:
Bu bayrak rüzgar estiği için dalgalanmıyor; bu milletin hürriyet aşkı ve imanı onu göklerde tutuyor. Yerden kaldırdığımız her bayrakla daha da kenetleniyor, her saldırıda daha da güçleniyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki; gökyüzünden hilal düşmedikçe, bu topraklar üzerinde güneş batmayacaktır.
Ey ay yıldızlı al bayrak ! Sen mahzun olma... Seni incitmeye kalkanlar, senin gölgende nefes almanın şerefini tadamayanlardır. Sen dalgalanmaya devam et; biz nefes aldıkça senin tek bir zerrene bile leke sürdürmeyeceğiz.
Çünkü sen vatansın, sen bizsin, sen ebediyetsin !

