Engin YILMAZ


Erzurum’un Altında Yatan 100 Yıllık Sır…

Bazen bir şehir yalnızca tarihini değil, kaderini de sessizce taşır.


Osmanlı arşivleri, yabancı jeolojik raporlar ve 1930’larda uluslararası basına yansıyan bilimsel tespitler aynı gerçeğe işaret ediyor: Erzurum’un altındaki enerji potansiyeli bir asırdır konuşulmuyor. Peki, bu sessizlik tesadüf mü?

Bazen bir şehir yalnızca tarihini değil, kaderini de sessizce taşır.

Erzurum işte tam da böyle bir şehir.
T.D.E.D. Erzurum  Şubesinden araştırmacı-yazar Taner Özdemir, Osmanlı Arşivlerinde yaptığı inceleme de Doğu Anadolu’nun enerji tarihine yeni bir boyut kazandıran çarpıcı bir belgeye ulaşarak harika bir çalışmaya imza atmış.


Osmanlı arşivlerinden çıkan belgeler, 19. yüzyıl jeolojik raporları, 1930’lu yıllarda Türk mühendislerinin hazırladığı bilimsel çalışmalar ve hatta Orta Doğu’nun en etkili gazetelerinden El Ahram’ın manşetleri… 


Hepsi aynı noktayı işaret ediyor: Erzurum yalnızca bir sınır kenti değil, aynı zamanda görmezden gelinmiş bir enerji merkezidir.
Evet, yanlış okumadınız.


1930’lu yıllarda yapılan bir bilimsel çalışmada Türk mühendisleri açıkça şunu söylüyor:
“Musul petrollerinin ana kaynağı Erzurum’dadır.”


Bu iddia öylesine ortaya atılmış bir kanaat değil. Coğrafi hatlar, jeolojik oluşumlar ve yeraltı damarlarının devamlılığıyla desteklenmiş ciddi bir tespit.
Dahası, bu çalışma yalnızca Türkiye’de kalmıyor; Mısır’da yayımlanan El Ahram Gazetesi tarafından dünyaya duyuruluyor. Yani mesele yerel bir iddia değil, uluslararası bir bilgi olarak kayda geçiyor.


Şimdi sormak gerekiyor:

Eğer bu tespit 1930’larda biliniyorsa, neden bugün hâlâ Erzurum petrol konuşmalarının dışında tutuluyor?


Üstelik mesele sadece Türk mühendisleriyle de sınırlı değil.


Çarlık Rusya’sından Sovyetler Birliği’ne uzanan süreçte Rus jeologlar Erzurum’da kaya formasyonlarını inceliyor, petrol emareleri taşıyan alanları haritalandırıyor ve bölgeyi “potansiyel enerji sahası” olarak kayıtlara geçiriyor.


İngiliz raporları var, Fransızların 1922 tarihli arşiv talepleri var.


Büyük devletlerin enerji iştahı Erzurum’un etrafında dolaşıyor.


Ama garip bir sessizlik de eşlik ediyor bu ilgiye.
Türkiye’nin enerji tarihinde bazı bölgeler sürekli konuşulurken, Erzurum’un adı hep dipnotlarda kalıyor.


Ne ciddi bir kamuoyu tartışması, ne kararlı bir siyasi irade, ne de uzun soluklu bir stratejik plan… 


Sanki birileri bu konunun fazla kurcalanmasını istememiş gibi.
Bugün dünya enerji politikaları yeniden şekilleniyor.


Türkiye “yerli ve milli kaynak” söylemini daha yüksek sesle dile getiriyor. 


Tam da böyle bir dönemde Erzurum’un yüz yılı aşan bu kayıtları yeniden masaya geliyor.

 


…Ve ister istemez şu soru insanın kafasına takılıyor:
Erzurum’un altındaki sır neden bu kadar uzun süre bekletildi?


Bu memleketin yeraltı zenginliği, o şehrin kaderini belirleyecek kadar önemliyse, bu kaderi kimler ve hangi gerekçelerle erteledi?
Bugün “Siyah Elmas’ın izleri yeniden Erzurum’a çıkıyorsa, artık susmak değil konuşmak gerekiyor.


Çünkü mesele yalnızca petrol değildir; mesele, bir şehrin ve belki de bir ülkenin kaderinin kimler tarafından, hangi gerekçelerle ve ne uğruna ötelenmiş olduğudur.


Erzurum’un altındaki sır yeniden gündeme geliyorsa, bu kez üzeri örtülmemeli.


Aksi taktirde tarih bir kez daha aynı soruyu soracaktır: Görülen bir gerçeği neden yine görmezden geldiniz?